Reklam
Reklam
Reklam

Dünya değişirken, Türkiye küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri oluyor

Dünya değişirken, Türkiye küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri oluyor

Dünya değişirken, Türkiye küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri oluyor
11 Nisan 2026 - 13:59

UEZ’in ikinci gününün açılışında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır konuştu:

Dünya değişirken, Türkiye küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri oluyor

Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ) ikinci gün açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, küreselleşme başta olmak üzere dünyada çok büyük değişimler yaşandığını ifade ederek, “Küresel ekonominin ağırlık merkezi batıdan doğuya kayıyor. Türkiye'yi bu yeni denklemde bulunduğumuz konumun da getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz.” dedi.

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.
“Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti.

Ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu’nun üstlendiği zirvenin açılışında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır konuştu.

Dünyada çok büyük değişimler yaşandığını söyleyen Kacır, “Küreselleşme, serbest ticaret, liberalleşme yerini korumacılığa, yerinde üretime ve dostlardan temine bırakıyor. Çin şimdi tek başına AB ekonomisini geride bırakıyor. Önceki düzenin getirdiği sonuçlar, yeni düzenin nedenleri haline geldi. Özellikle pandemi ile dünyanın bütün coğrafyalarında korumacılık ön plana çıktı. Küresel ekonominin ağırlık merkezi batıdan doğuya kayıyor. Türkiye'yi bu yeni denklemde bulunduğumuz konumun da getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu değerlendiriyoruz.” dedi.

Üretim gücünü artıracak adımlar atılacak
Türkiye’nin pek çok alanda üretim kabiliyetinin arttığına değinen Kacır, “Bugün Türkiye 41,5 milyar dolar otomotiv, 32 milyar dolar kimya, 29 milyar dolar makine ihracatı olan bir ülke. Askeri insansız hava aracı küresel pazarın 3’te ikisi Türkiye’nin elinde. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa’da bir numara, dünyada ikinci sırada. Türkiye, Avrupa ve dünyanın en önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri haline geldi. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla üretim gücümüzü artırmayı hedefliyoruz. 30 milyar dolarlık yatırım programımız
var. Şimdiye dek elektrikli araçlar, batarya, yarı iletkenler, veri merkezi, yapay zeka, rüzgâr enerjisi, Ar-Ge, kuantum ve endüstriyel robot gibi başlıklarda dokuz çağrıya çıktık ve bu çağrıların hepsinden de adım adım neticeler almaya başladık.” ifadelerini kullandı.

“Savunma sanayinde gelecek 50 yılı planlıyoruz”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi alanında Türkiye’nin önemli bir seviyeye geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
“2000'li yılların başından itibaren savunma sanayinde yeni bir bakış açısıyla milli ve özgün üretimi önceliklendirerek savunma sanayinde yepyeni bir başarı hikayesi inşa ettik. 23 yıl öncesine döndüğümüzde Türkiye'de tüm savunma ve havacılık sektörümüzün yılda 1 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük taşıdığını görürken, şimdi yılda 20 milyar doların üzerinde bir satış geliri elde ediyor. Bin 400’den fazla Ar-Ge projesi devam ediyor. 150 milyar dolara yakın sözleşme büyüklüğüyle gelecek 50 yılı planlıyoruz. Türk savunma sanayii pek çok unsurda dünyadaki ilk beş ülke arasına girmeyi başardı.”

Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt: “Tarifelerin gelişigüzel bir silah olarak kullanıldığını görüyoruz”
Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, zirvenin ikinci günü açılışında yaptığı konuşmada, küresel ticaret düzeninde köklü bir dönüşüm yaşandığını belirterek, özellikle tarifelerin giderek daha fazla siyasi ve stratejik bir araç olarak kullanıldığına dikkat çekti.

Thorning-Schmidt, son dönemde yüksek gümrük tarifelerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir baskı unsuru haline geldiğini vurgulayarak, “Tarifelerin gelişigüzel bir silah olarak kullanıldığını görüyoruz. Elbette ki eski Danimarka Başbakanı olarak bunu son derece açık ve net bir şekilde gördüm. Özellikle Donald Trump Grönland’ı istediğinde, Danimarka’yı destekleyen ülkelere tarifeleri artırma tehdidinde bulundu. Bu, tarifelerin bir müzakere aracı olarak nasıl kullanıldığına dair son derece tipik bir örnek.” dedi.

Konuşmasında Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Helle Thorning-Schmidt, İran ile ilgili son ateşkes sürecinin son derece kırılgan olduğuna işaret ederek kalıcı bir barış ihtimaline temkinli yaklaştığını dile getirdi. Thorning-Schmidt, özellikle İsrail’in öngörülemez politikalarının istikrarsızlığı artırdığını ifade etti.

Çatışmaların yalnızca siyasi ve askeri sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda derin insani ve ekonomik etkiler yarattığını vurgulayan Thorning-Schmidt, savaşların siviller üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu ve milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkilediğini kaydetti.

“Yeni dünya düzeninin inşasında Türkiye kilit aktörlerden biri”
Küresel sistemde yaşanan dönüşüm sürecinde Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Thorning-Schmidt, şöyle devam etti:
“Şu andaki ortama baktığımızda hem zorluklar hem fırsatlar bir arada. Bunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki Türkiye de bu açıdan bölgede çok özel bir konuma sahip.
Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında köprü görevi gören kritik coğrafi ve jeopolitik konumu, Türkiye’yi önemli bir merkez ve bu bölgeler arasında bir koridor haline getiriyor. Üretim, enerji ve ticari bağlantısallığın sağlanmasının yanı sıra Türkiye’nin en önemli işlevlerinden biri de bir NATO üyesi olarak bölgede barışın tesisine yönelik önemli sorumluluklar üstlenmesi. Körfez ve Orta Doğu krizlerinde bu rolün ne kadar kritik olduğunu gördük ve görüşmeler sırasında da bunu gözlemledik. Türkiye’nin umut ediyorum ki bu konumu ve önemi devam edecektir. Çünkü hem NATO üyesi olması hem de bölgeler arasında köprü görevi görmesi, bu alanda atacağı adımları daha da önemli kılıyor.”

Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında bir köprü olmaya devam edeceğini belirten Helle Thorning-Schmidt, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sistemsel olarak baktığımızda yeni bir dünya sistemi, yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bunun nasıl bir düzen olacağına dair henüz net bir çerçeve yok. Ancak bu dönüşüm sürecinin başladığı açık. Bu süreçte birlikte hareket etmek zorundayız. Avrupa Birliği, Türkiye ve NATO arasındaki iş birliğini göz ardı edemeyiz. Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında köprü rolü her zaman önemini koruyacaktır. Tüm bunları düşündüğümüzde Türkiye’nin kilit bir rol üstlendiğini inkâr edemeyiz.”

Yeni nesil yatırım bankası vizyonu
Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, zirvenin ikinci gününde açılışta yaptığı konuşmada, UEZ’in Türkiye iş dünyasının en güçlü buluşma noktalarından birisi olduğunu vurguladı. Sarpyener, “Burada üretilen fikirler salonda kalmıyor. Şirketlerin stratejilerine, sektörlerin rotasına, ülke politikalarına yön veriyor. Tera olarak bu zirvenin ana sponsoru olmak bizim için büyük bir onur. Çünkü biz de Türkiye ekonomisinin gücüne inanan ve bu inancı yatırıma dönüştüren bir grubuz. Tera, finans temelli ve teknolojiyle ölçeklenen bir yatırım platformu. 3 holding, 25 şirket, 5 halka açık şirket ve yaklaşık 1600 kişilik bir ekosistem. Aracı kurumluktan yatırım bankacılığına, portföy yönetiminden faktoringe, sigortadan teknolojiye, tarım ve gayrimenkule uzanan geniş bir faaliyet alanında değer üretiyoruz. Rakamlarla konuşmak gerekirse, yönettiğimiz varlıklar 5 milyar doları aştı. 200 bine yakın yatırımcıya hizmet veriyoruz. Şirketleri sermaye piyasalarıyla buluşturarak büyümelerine destek olduğumuz halka arzlarda yarım milyar dolar büyüklüğü geçerek bu alanda ilk üçte yer alıyoruz. Bu yılın başında 22 günde 7,2 milyar liralık 4 halka arzı tamamladık. 1,2 milyon tekil yatırımcıya ulaştık. Türkiye’den dünyaya açılan yeni nesil yatırım bankası vizyonumuzla hayata geçirdiğimiz Tera Bank'ın aktif büyüklüğü sadece bir yılda 10 kattan fazla artarak 28 milyar liraya ulaştı.” dedi.

Türkiye, küresel sermayeyi çekebilecek güce sahip
Dünyanın son kırk yılın en ağır jeopolitik sınavlarından birini verdiğini anlatan Emir Münir Sarpyener, şöyle konuştu:
“İran savaşı, küresel ekonominin denklemlerini bir gecede değiştirdi. Havayolu rotaları değişti, lojistik maliyetleri tırmandı, gübre fiyatlarındaki sıçrama küresel tarımı tehdit ediyor. Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Amerika'ya her ekonomi bu dalgayı hissediyor. Türkiye, bu krizde hem ABD hem de İran ile doğrudan diyalog
kurabilen sayılı ülkelerden biri. Ateşkes müzakerelerinde aktif arabuluculuk yürütüyor. Bu diplomatik ağırlığın ekonomik karşılığı büyük. Körfez sermayesi yeni güvenli limanlar arıyor ve çok iyi biliyoruz ki Türkiye bu sermayeyi çekebilecek siyasi iradeye, altyapıya, insan kaynağına ve kurumsal çerçeveye sahip. Savaş sonrası yeniden inşa süreçlerinde çimentodan çeliğe, lojistikten enerjiye Türkiye'nin kapasitesi öne çıkacak. Biz iş dünyası olarak bu süreçte üstümüze düşeni biliyoruz. Üretmeye, yatırım yapmaya, Türkiye'nin hikâyesini dünyaya anlatmaya devam edeceğiz.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum