İstanbul sözleşmesi
Reklam
Reklam
Reklam
MURAT POLAT

MURAT POLAT

İstanbul sözleşmesi

30 Mart 2021 - 07:08

Asgari ücretli bir işçi baba... Gündeliğe giden bir anne... Ev kira. Et yılda bir. Gezme tozma belki yaz aylarında biraz kışlık erzak yaparız niyetine köye gitmekten ibaret. İkisi kız biri erkek üç çocuk. Erkek evladın davranışları biraz farklı yani kızlardan pek hoşlanmıyor yani erkeklere ilgisi var.

Diyelim ki; Bu aile ekonomik olarak toplumun en alt kesimlerini temsil etse de kültürel olarak İstanbul Sözleşmesinin yaman savunucuları arasında yer almaktadır.

"Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetten arınmış bir Avrupa yaratmayı hedef edinmek" şeklinde amaç bildiren İstanbul Sözleşmesi, 12 bölüm 81 maddeden oluşuyor.

Sözleşmede, “kadına karşı şiddet”, "aile içi şiddet", "toplumsal cinsiyet", "kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet" ve "mağdur" un tanımı ayrı ayrı ele alınırken, "kadın" teriminin 18 yaşından küçük kızları da kapsadığı görülüyor.

Kadının saçının teline dokunana bile en ağır ceza verilsin. Kadına hakarete, hor görmeye, aşağılamaya, yok saymaya verilecek her cezanın altında imzamız vardır. O yüzden kimse bizi kadınlara, çocuklara şiddeti mi savunuyorsun gibi saçmalıkla eleştirmeye kalkmasın. Biz Peygamberimizin hicretin onuncu yılındaki son haccının hutbesinde ‘Kadınlara eziyet etmeyiniz. Onlar Allah’ın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olunuz, iyilik ediniz’ nasihatinden hiç çıkmadık. Bu sözleşmenin içinde dikkatinizi çekmek istediğim iki madde var. Bunlar bizim asgari ücretli Avrupa Kültürlü ailemizi de ilgilendiriyor. Toplumsal cinsiyet meselesi ve cinsel yönelim tercihi... Yani LGBT vesaire gibi marjinal unsurların da pek sevdiği bölüm.  Cinsel yönelim: Cinsel yönelim kişide cinsel duygu, istek ve davranışların belli bir cinsiyete çekimidir. Cinsel yönelim karşı cinse olduğunda heteroseksüellik, kendi cinsine dönük olduğunda eşcinsellik, her iki cinse dönük olduğunda biseksüellik adı verilir.  Evirip çevirmeden söyleyeceğim. Bu sözleşmeye göre yukarıda ekonomik, sosyolojik ve kültürel tarifini yaptığımız ailenin oğlu isterse resmi olarak da kadın kimliğine girebilir.

Yani bu bir haktır.

Yani ‘birey’ olma hakkını ve cinsiyet tercihini dogmalarla yok sayamazsınız.

Yani Adem ile Havva’dan başka bir cinsiyet var.

Peki ekranlarda çokça örneğini gördüğümüz bu dönüşümü yaşayanlar gibi fiziksel dönüşümü gerçekleştirmek isterse ne yapacak.

1- SGK cinsiyet değişimi ameliyatlarının tamamını ödeyecek.

2- İçişleri derhal bireyin istediği cinsiyete göre kimlik vs. çıkartacak.

3- Tüm kamu ve özel işletmeler WC duş gibi alanlardaki ayrımcılığa son verecek.

4- Diyanet dini nikah istekleri için gerekli fetvayı derhal yayınlayacak.

5- Resmi nikah için yasal düzenlemeler yapılacak.

6- Aileler bu çocuklarını köylerine götürmek istediklerinde, bakanlık önceden tedbir alarak köye ‘üçüncü cinsiyet bilgilendirme timleri’ gönderecek ve toplumu İstanbul sözleşmesinin bu şartlarına göre bilgilendirecek ve psikolojik olarak onları hazırlayacak.

Çok kızdınız değil mi, gülenler de oldu. Kötü espri. Gereksiz bir yazı… Sözleşmenin cinsel yönelim maddesini hayata geçirmek için ironi dolu altı şık sıraladım. Varın hepsini yalanlayın.

Avrupalı gibi düşünmek benim işim değil. Siz madem isteklisiniz bu tedbirleri de almışsınızdır.

Ama ben yine yazımın başındaki ailenin oğlu için endişemi koruyorum. Eğer bu çocuk fiziki olarak da dönmek isterse ne olacak. Onca parayı nasıl bulacak. Sesi güzel olsa belki bir umut…

Hepimiz biliyoruz ki; Ya şehrin arka izbe sokaklarında, ya bir yol kenarında fuhuştan kazanmaya çalışırken ‘dönüşümün’ bedelini…

YORUMLAR

  • 0 Yorum